Salı, Eylül 15, 2020

Dijital Çağda “Yüz Yüzeyken Konuşmak”

-

Teknolojinin sürekli gelişmeye devam etmesiyle birlikte, akıllı telefonlar hayatın her alanında kullanılabilen cihazlar hâline geldi (Karadağ vd., 2016).  İlk zamanlar sadece haberleşme işlevini yerine getiren telefonlar sayesinde günümüzde en önemli işler bile birkaç tuşla halledilebiliyor. Bu durum telefonun kullanım alanlarını çoğaltırken bireyler için öneminin artmasına ve insanların hayatında daha fazla yer kaplamasına sebep oldu (Alfawareh ve Jusoh, 2014). Hâl böyle olunca “phubbing (sosyotelizm)” diye bir kavram bile literatüre girdi. Phubbing’i tanımlamak gerekirse; aslında İngilizce phone (telefon) ve snubbing (yok saymak) kelimelerinden oluşan, bireyin dikkatini o an içinde bulunduğu çevreye ya da konuştuğu kişilere değil de telefona vermesi, yani bir nevi karşısındakini yok saymasıdır, diyebiliriz (Chotpitayasunondh ve Douglas, 2016). Bu davranış bazen bilinçli, bazen ise bilinçsiz bir şekilde -hatta belki de kişinin ilgisini çok çeken bir muhabbetin ortasında- yapılabiliyor. Araştırmalara göre bu durumun birçok sebebi var. İlk olarak kişilik bazında bakılacak olursa Beş Büyük Faktör Kuramı’ndan nevrotik kişilik özelliği bu davranış ile ilişkili bulunmuş. Nevrotik kişiler dürtülerini kontrol etmede zorluklar yaşayabiliyorlar. Bu durum ise phubbing’e bir şekilde engel olmamalarına ya da olamamalarına neden oluyor (Erzen vd., 2019).

Bu bağlamda diğer bir önemli başlık ise İngilizce literatürde “fear of missing out” olarak geçen “kaçırma korkusu.”  Kaçırma korkusu, bir sosyal kaygıdır ve “Başkalarının yaptıklarıyla sürekli bağlantıda kalma arzusu” olarak açıklanmaktadır (Przybylski vd., 2013). Buna göre, kişiler sürekli ulaşılabilir olmak ister ve eğer çevrim dışı kalırlarsa bir şeyleri kaçıracakmış gibi hissetmeleri anksiyete yaşamalarına neden olur. Sonuç olarak bireyler bu rahatsız edici durumu ortadan kaldırmak için telefonu kontrol etme ihtiyacı hissederler (Przybylski vd., 2013). Kişiler, telefonlarına baktıkça bildirimleri görürler ve bildirimleri görmeye devam ettikçe telefona daha fazla bakma davranışı sergilerler. Gelen tüm bildirimler, mesajlar, mailler dopamin salgılanmasına neden olur ve bu davranış bu şekilde pekiştirilmiş olur (Turkle, 2011).  Bütün bunların sonucunda bireylerin sürekli bağlantıda olma hâli, bu bağlantıdan kopma anksiyetelerini de beraberinde getirir (Turkle, 2011).

Burada işin içine bir de mobil uygulamaların oldukça başarılı bir şekilde uyguladığı “dikkat ekonomisi” stratejisi devreye giriyor. Dikkat ekonomisi, online kullanıcıların dikkat süresinin piyasa güçlerine tabi sınırlı bir meta olduğu teorisidir. (Beck ve Davenport, 2001). Bu strateji sayesinde uygulamanın açılma süresindeki minik uzatmalarla bile örtük olarak “Kazanacak mıyım? (will I win?)” düşüncesini pekiştiren sistem, bir slot makinesi mantığıyla tıkır tıkır işliyor (Pendergrass ve Town, 2017).

Peki, insanlar bu davranışı bu kadar alışkanlık hâline getirmişken sosyotelizmin ikili ilişkilere nasıl bir etkisi oluyor? Günümüzde herkes bu davranışa biraz olsa uyum sağlamış olsa da sosyotelizm ilişkiler üzerinde birçok olumsuz etkiye sahip (Ranie ve Zickuhr, 2015). Araştırmalara göre, partner tarafından sosyotelizme maruz kalma sıklığı arttıkça ilişkiden duyulan memnuniyet oranı azalıyor (David ve Roberst, 2017).

Sosyotelizmin ilişkisel sonuçlarına sosyokognitif açıdan getirilen bir açıklamada bu durum, üç ayrı başlıkta ele alınmış. Bu üç başlık beklenti ihlali, sosyal dışlanma ve dikkat çatışması kavramlarından oluşuyor. Birey, sosyotelizme maruz kaldığında bu davranışı bu üç başlığa göre kendince anlamlandırmaya çalışıyor. Bu anlamlandırma süreçlerinde varılan ortak sonuca göre sosyotelizm; ilişki şemalarına uygun olmadığından ve güvenlik, aidiyet gibi evrimsel ihtiyaçlara aykırı olduğundan kaba ve negatif bir şey olarak değerlendiriliyor. Yine aynı teoriye göre, bir kişi kronik olarak bunlara maruz kaldığında bireysel bazda sürekli dışlanmanın içselleştirilmesiyle bu durum negatif bir kendilik imajına, yabancılaşmaya hatta depresyona bile sebep olabiliyor (Ling vd., 2020).

Sosyotelizmin ilişkiler üzerindeki etkilerini açıklayan diğer bir teori de “Sosyal Dışlanma Teorisi.” Bu teoriye göre, iletişim hâlinde olan kişilerden birisi telefonunu kontrol ettiğinde karşısındaki kişi kendini dışlanmış hissediyor ve tekrar dahil edilmiş hissetmek için kendisi de aynı davranışı sergiliyor. Böylece, bahsedilen negatif etkilere rağmen sosyotelizm yapanın sosyotelizme maruz kalma ihtimali de artmış oluyor (David ve Roberst, 2017).

Özetle hayatın içinde pek de düşünmeden yapılan davranışların olumlu veya olumsuz birçok sonucu olabiliyor. Daha derin bir anlayışa sahip olmak için daha çok araştırmak gerekse de ilişkisel boyut için yapılan açıklamalar yüz yüze kurulan iletişimin ne kadar kıymetli olduğunun bir kanıtı olsa gerek. İnsanoğlunun, bir yandan sosyalleşmenin yolunu ararken bir yandan da sosyalleştiğinde neden bu anları telefonu kontrol etmek için kullandığı henüz bir dilemma (David ve Roberst, 2017). Fakat telefon ile geçirilen zamanın artması gerçek anlamda sosyalleşmenin ve pozitif ilişkiler kurmanın önemini azaltmıyor. Bir gün bu anlamdaki farkındalığımızı kaybetmemek dileğiyle…

Kaynakça:

Alfawareh, H. M., & Jusoh, S. (2014). Smartphones Usage Among University Students: Najran University Case. International Journal of Academic Research, 6(2). 321-326. doi: 0.7813/2075-4124.2014/6-2/B.48.

Beck, J. C., & Davenport, T. H. (2001). The Attention Economy: Understanding the New Currency of Business (Boston, MA, Harvard Business School Press).

Chotpitayasunondh, V. & Douglas, K. M. (2016). How “Phubbing” Becomes The Norm: The Antecedents and Consequences of Snubbing via Smartphone. Computers in Human Behavior, 63, 9-18. https://doi.org/10.1016/j.chb.2016.05.018

David, M. E., & Roberts, J. A. (2017). Phubbed and alone: Phone snubbing, social exclusion, and attachment to social media. Journal of the Association for Consumer Research, 2(2), 155-163. http://dx.doi.org/10.1086/690940

Erzen, E., Odaci, H., ve Yeniçeri, İ. (2019). Phubbing: Which personality traits are prone to phubbing?. Social Science Computer Review. DOI:10.1177/0894439319847415

Karadağ, E., Tosuntaş, Ş. B., Erzen, E., Duru, P., Bostan, N., Mızrak-Şahin, B., … ve Babadağ, B. (2016). Sanal Dünyanın Kronolojik Bağımlılığı: Sosyotelizm (phubbing). Addicta: The Turkish Journal on Addiction, 3, 223 ‒ 269. http://dx.doi.org/10.15805/addicta.2016.3.0013

Ling, R., Fortunati, L., Goggin, G., Lim, S. S., & Li, Y. (Eds.). (2020). The Oxford Handbook of Mobile Communication and Society. Oxford University Press.

Pendergrass, W. S., & Town, C. (2017). Phubbing: communication in the attention economy. In Proceedings of the Conference on Information Systems Applied Research ISSN (Vol. 2167, p. 1508).

Przybylski, A. K.,  Murayama, K. CR, & Gladwell, V. (2013). Motivational, emotional, and behavioral correlates of fear of missing out. Computers in Human Behavior, 29(4), 1841–1848. http://dx.doi.org/10.1016/j.chb.2013.02.014

Rainie, L., & Zickuhr, K. (2015). Americans’ views on mobile etiquette. Pew Research Center, 26, 948-958.

Turkle, S. (2011). Alone Together: Why We Expect More From Technology And Less From Each Other Basic Books.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Son yazılar

Orestes ve Oidipus

Andre Green International Review of Psycho-Analysis 2:355-364 (1975)

“Masumiyetin Son Günleri” Romanı Üzerine Psikanalitik Bir Bakış: Var Olmanın Yolu Yıkım Mı?

Yalnızlık alıp karşına kendini,öteki kendilerinle konuşmaktır.Bakışmaktır, öteki kendilerinle;dövüşmektir.Kimi zaman da, öldürmektirİçlerinden sana en çok benzeyeni,benzemiyor diye.Yalnızlık...

Yetki, Beden, İrade, Sistem, Arzu, Arıza ve Koronavirüs

Marx ve Engels'in Komünist Parti Manifestosu'nda (1848) dile getirdiği enternasyonal komünist ideal, şu sözlerle özetlenir: “Dünyanın işçileri...

Lacan Soruyor: “Yorumun Yeri Nedir?”

Lacan, Ecrits içinde bulunan Tedavinin Yönü ve Gücünün İlkeleri adlı makalesinin 2. bölümünde bu soruyu sorar. Bu...

Histerik ve Obsesyonel Nevrozlarda Dürtüsellik ve Saldırganlık

Nevroz kuramına göre cinsel olgunluğun henüz tamamlanmadığı, pregenital dönem içinde meydana gelen erken uyarılmaların bastırılması sonucunda nevrotik...

Aşk

Biz insanlar, varlığımızı sürdürmek için bir diğerine ihtiyaç duyarız. Ötekiyle kurduğumuz ilişkilerde doğar, büyür ve gelişiriz. Birbirimizle...

Otizme Bela Grunberger’in Narsisizm Görüşleri Çerçevesinde Bir Bakış

Otizm, başlangıç olarak Leo Karner tarafından 1943 yılında “Erken Çocukluk Otizmi” olarak tanımlanmıştır. Mahler’e göre doğum gerçekleştiğinde...

“Ne Seninle Ne Sensiz” Romantik İlişkilerde Bağımlılık

Bağımlılık denildiğinde akıllara yalnızca “maddelere olan bağımlılık” gelmektedir; fakat bağımlılık kavramı yalnızca “madde” ile sınırlı değildir.  İnsan,...