Pazartesi, Kasım 9, 2020

Freud Okumanın Zorlukları ve Olanakları Metin Odaklı Bir Okuma Rehberi

-

Bir düşünürü nitelikli bir şekilde anlamanın en makul yolu, kuşkusuz onun eserlerini yazdığı dilde okumaktır. Çünkü zaten en başından beri dilin imkânlarının sınır verdiği ölçüde hayat bulabilmiş bir düşünce, ikincil bir yorum veya çeviri yoluyla yeniden üretilmeye başlandığında lengüistik sınırlarından önceki engin amacından uzaklaşmaya başlamıştır denilebilir. Bu açıdan, dile gelmiş olmanın sınırlılığı başta olmak üzere her çeviri ve aracı düşünce, potansiyel bir eksik/yanlış anlamadır diyebiliriz. Dilsel aktarıma dair bu sınırlılıkları vurgulamak yazarın ana dilini öğrenmeye veya ikincil aracıları okumamaya yönelik iddialı bir çağrı değil; dilin kendisinden, çevirilerden ve ikincil yorumların aracılığından kaynaklı bu çeviriler silsilesinin sunduğu yanlış anlamaları en aza indirmek için Freud’un kendi metinlerine odaklı bir okumaya çağrıdır. Bu yazının amacı; Freud’u anlamayı dertlenen “ideal okur” için Eco (2003)’nun tabiriyle intentio operis’e, “metnin niyetine” sadık bir okuma rehberi hazırlamaktır.

Freud metinleri söz konusu olduğunda metinler; özneye dair bilgiye dayandıklarından öznenin nesneleşmesi sorunsalı, metinlerin niceliksel olarak 23 cilt[1] gibi hatırı sayılır miktarda olması, bazı konuların nerdeyse birbirleriyle çelişecek düzeyde metinler arası evrilişi ve psikanalizin kendine has terminolojisi gibi belki de “metnin, niyetini belli etmemeye yönelik direnci olarak tanımlayabileceğimiz çeşitli zorluklar söz konusudur. Psikanalitik terapilerde çoğu kez zorluk olarak değerlendirilen direncin aslında hastanın niyetine açılan hayati bir pencere (Gabbard, 2004) olması gibi Freud metinlerine dair bu zorlukların da metinlerin niyetlerine açılan hayati pencereler olduğunu söyleyebiliriz. Bu yazıdaki rehberlik[2] iddiası da ilgili zorlukların üzerine inşa edilebilecek bir okuma olanağının imkânlarını tartışmaktan ibarettir.

Temelleri masa başında değil de klinik koşullarda atılmış ve insan zihninin/ruhsallığının karmaşıklığından türemiş psikanalitik bilgi söz konusu olduğunda özne olarak bu bilgiyi kavramaya çalışan zihin, paralel olarak kendisini nesne hâline de getirmiş olur. Özne olmanın tabiatına aykırı bir uzaklığı ve edilgenliği gerektirdiğinden sorunsal gibi görünse de öznenin bilinmeyi bekleyen orada bir şey olarak nesneleşmesi, bildiğini sanan öznenin hakikatte kendi bilgisinden yola çıkılarak bilinmesi gereken olduğunu imler. Bu durum tam da Ricoeur (2005)’un “arzusunun edimlerinden yola çıkarak varlığının arzusunu anlama”; “kendiliğin bilgisine dair yeni anlayışlar kazanma” ve en temelde “öznenin arkeolojisi” olarak tanımladığı refleksif düşünme sürecine tekabül eder diyebiliriz.  Bu bağlamda psikanalitik bilginin aynasından kendiliği anlamaya çalışmak kişiyi oto-analize götüren refleksif bir düşünme sürecinin içine sokar. Söz gelimi, “Rüyaların Yorumu (1900/2014) okunmaya başlandığında rüyaların daha iyi hatırlanması ve anlamlarının çözülmeye çalışılması gibi Freud’un “kendi kendine analiz” dediği süreç başlayabilir. Düşlerin arzu giderici doğası, dil sürçmeleri ve sakarlıkların bilinçdışıyla ilişkisi, Oedipus kompleksi ve kardeş kıskançlığı gibi psikanalizin keşfindeki önemli birçok konunun da Freud’un kendi oto-analizinin mahsulü olduğunu söylemek mümkündür.

Son derece üretken olan Freud’un; geride onlarca metin bırakmış olması ve bu metinlerdeki bazı kavramların zaman içerisinde neredeyse birbirleriyle çelişecek düzeyde evrilmesi, Freud okumayı güçleştiren diğer bir faktördür. Kronolojik olarak sürekli gelişen bu metinler yığınının arasında psikanalizin kendine has terminolojisini, metinlerin niyetine sadık kalarak bütünlüklü bir çerçevede anlamak da son derece önemlidir. Çünkü nesne, libido, dürtü, bastırma, bilinçdışı ve ego gibi günlük dilde de kullanılan bu terimler, psikanaliz için son derece farklı anlamlar taşır. Söz gelimi, psikanalitik anlamıyla “dürtü” hem günlük kullanımıyla “şeytanın dürtmesinden”  hem de zoolojik/etolojik kullanımıyla “türe özgü davranış kalıbı olan içgüdüden” farklılaşmaktadır.

Bu metinsel zorluklarla baş edebilmek ve bu zorlukları bir okuma olanağına dönüştürmek için kronolojik ve kesitsel nitelikte olan iki farklı okuma biçimini paralel olarak yürütmek faydalı olabilir.

[1] İngilizce Standart Basıma göre bkz. “The Standard edition of the complete psychological works of Sigmund Freud. London: Hogarth Press”

[2] Şüphesiz ki Freud okumanın birçok yolu vardır. Bu yazıdaki rehberlik iddiası, çeşitli zorluklara rağmen Freud okumanın imkânlarını göstermek için girişilen sınırlı bir tartışmadan ibarettir.

Kronolojik Okuma; Histeri Üzerine Çalışmalar (Freud ve Breuer, 1985/2013)dan başlayıp Musa ve Tektanrıcılık (1938/2015)’a kadar olan başat eserleri, Freud’un yazdığı sırayla okumaktır. Kronolojik okuma; psikanalizin keşif sürecini, birbiriyle çelişiyor gibi görünen kavramların nasıl da olması gerektiği gibi evrildiğini ve analitik terimlerin birbirleriyle olan dinamik ilişkisini bizzat Freud’un gözünden görme imkânı sağlar. Bunun yanında, Freud’un keşfettiği şekliyle doğal akışına uyularak yapılan bir okuma Freud’da olduğu gibi okuru oto-analize götüren refleksif düşünme sürecinin imkânını da artırabilir.

Freud eserlerini, tematik anlamda kronolojik olarak kabaca üç döneme ayırabiliriz [3]:

[3] Üç Döneme göre Freud’un başat eserleri:

1910 Öncesi Metinler: Cinsellik ve psikonevrozlara dair öncü sayılabilecek temel görüşlere; dürtünün ve bilinçdışının rüyalar, espriler, dil sürçmeleri, sakarlıklar üzerinden dile geldiği bir keşif dönemine dair çalışmaları kapsar.

1910 – 1920 Arası Metinler: Daha önceki yıllarda keşfedilen bilinçdışının ve dürtünün dilinin metapsikoloji çatısı altında sistematik bir anlama dönüştürülmeye çalışıldığı çalışmaları kapsar.

1920 Sonrası Metinler: Yeni çalışmalarla birlikte daha çok eski metinlerin üzerine bina edilmiş çeşitli tartışmaları, revizyonları ve kliniği aşan sosyo-kültürel çalışmaları kapsar.

Freud eserlerinin kronolojik okumasına başlamadan önce, ön okuma amaçlı Psikanalize Giriş Dersleri (1915-1917/1994)’ne başvurulabilir. Freud; 1915-1917 yılları arasında konferans olarak verdiği bu derslerde edim hataları, rüyalar ve nevrozlara dair temel görüşleri son derece akıcı ve sade bir şekilde özetlemiştir.

Kronolojik okumayı kolaylaştırmak için Quinodoz (2016)’un “Freud’u Okumak” kitabı da rehber olarak kullanılabilir. Kitap; her bir Freud metninin içeriği, temel kavramları ve kurama katkıları gibi metni keşfetmeyi kolaylaştırıcı çeşitli bölümlerden oluşmaktadır. Quinodoz da  kronolojik okumayı kolaylaştırmak için 1895-1910 arası metinleri psikanalizin keşfi; 1910-1920 arası metinleri olgunluk yılları; 1920 sonrası metinleri yeni görüş açıları olarak dönemlere ayırmıştır. Yine de Freud eserlerine dair bu tarihsel ayrımların, kronolojik okumayı kolaylaştırıcı sentetik dönemlendirmelere dayandığını ve bazı metinlerin bu tematik ayrıma uymayabileceğini hatırda tutmak gerekmektedir.

Kesitsel Okuma ise; dürtü, bilinçdışı, narsisizm gibi spesifik psikanalitik terim veya konuları bütünlüklü bir çerçevede anlamak için bu özgül konulara dair farklı metinleri paralel olarak okumaktır. Kesitsel okuma; belirli bir kavramın etimolojisinden psikanalitik değerine; metinler arası evrilişinden diğer terimlerle ilişkisine kadar “didik didik” incelemeyi içeren proaktif bir okuma ve çalışma sürecini gerektirmektedir. Kesitsel okumayı kolaylaştırmak için psikanalize giriş veya sözlük niteliğindeki metinlerin rehberliğinden yararlanılabilir. Bu kapsamda, muteber psikanaliz sözlüklerinden olan “The Language of Psychoanalysis” (Laplanche ve Pontalis, 1988) ile “Comprehensive Dictionary of Psychoanalysis” (Akhtar, 2009) ve Freud’un metinlerine dair okumalardan oluşan “Freud Okumaları” (Tükel, 2014) çalışmalarına başvurulabilir.

Erken Dönem

Histeri Üzerine Çalışmalar (1895)

Düşlerin Yorumu (1900)

Günlük Yaşamın Psikopatolojisi (1901)

Espriler ve Bilinçdışıyla İlişkileri (1905)

Cinsellik Kuramı Üzerine Üç Deneme (1905)

Orta Dönem

Totem ve Tabu (1912)

Narsisizm Üzerine (1914)

Metapsikoloji Yazıları (1915-1917)

Yeni Görüş Açıları

Haz İlkesinin Ötesinde (1920)

Kitle Psikolojisi ve Ego Analizi (1921)

Benlik ve Altbenlik (1923)

Bir Yanılsamanın Geleceği (1927)

Uygarlığın Huzursuzluğu (1930)

Musa ve Tektanrıcılık (1938)

Son olarak, bütünlüklü bir psikanalitik kavrayış için kronolojik ve kesitsel bir okumanın gerekliliği “dürtü” kavramı üzerinden tartışılarak yazı bitirilecektir.

Dürtü (Alm. trieb; İng. instinct); sistematik olarak ilk defa Cinsellik Üzerine Üç Deneme (1905/1953) metninde kaynağı, amacı ve nesnesi olan, zihin ve beden arasındaki psişik bir temsil olarak tanımlanır. Bu metinde daha çok belirli erotojenik bölgelere odaklı kısmi cinsel dürtüler tartışılır ve doğrudan bir sınıflandırma yapılmadan oral, anal ve skopofilik nitelikteki çeşitli kısmi dürtülerden bahsedilir. İlerleyen yıllarda cinsel hazzı amaçlayan cinsel dürtüler ve benliği korumayı amaçlayan benlik dürtüleri şeklinde bir ayrım yapılarak (1910/1957), cinsel dürtülerin benlik dürtülerine bağlanarak nesne seçimi yaptığı düalist bir ilişki tanımlanır (1912/1957). Narsisizm Üzerine (1914/1957) metninde ise benlik dürtülerinin benliğin kendisine yatırımı ve cinsel dürtülerin dışsal bir nesneye yatırımı referans alınarak dürtü düalizmi nesne ve benlik dürtüleri olarak güncellenir.

Freud, 1915 tarihli Dürtüler ve Yazgıları (1915/1957) metninde nesne ve benlik dürtüleri düalizmini sürdürerek dürtüye dair geçmişteki keşiflerini meta bir çatı altında birleştirir ve dürtülerin değişimlerinin zihinsel yaşama hâkim olan asli (real), biyolojik ve ekonomik üç kutba yazgılı olduğunu belirterek metni bitirir. Haz İlkesinin Ötesinde (1920/1955) metninde ise kompulsiyon, travmatik düşler ve aktarım nevrozlarında hüküm süren tekrarın, haz ilkesini askıya alan anlamlarından yola çıkarak daha önceki metinlerde yaşamın idamesine ve cinsel hazza odaklanmış olduğunu; dürtünün, hazzın ötesindeki anlamını sorgular. Bu metinde; benlik dürtüleri ve cinsel dürtüler, ölüm ve yaşam dürtüleriyle değiştirilerek dürtü düalizmi daha biyolojik/felsefi bir boyuta taşınır.

Dürtünün, Freud metinleri arasındaki bu kronolojik ve kesitsel evrilişi takip edilirse erken dönem metinlerinde keşfine, orta dönem metinlerinde metapsikoloji içindeki iktisadi yazgısına ve son dönemde de kliniğin dışındaki anlamına dair bir serüven dikkat çeker. Bu açıdan sadece erken dönem metinlerin referans alınarak yapıldığı erotojenik kısmi dürtü tanımı, bütünlüklü bir psikanalitik kavrayış taşımaktan uzaktır diyebiliriz.

 

Kaynakça:

Akhtar, S. (2009). Comprehensive dictionary of psychoanalysis. Karnac Books.

Eco, U. (2003). Yorum ve aşırı yorum (3.basım). (K. Atakay, Çev.). Can Yayınları. (Orijinal eserin yayın tarihi 1992).

Freud, S. (1953). Three essays on sexuality. İçinde J. Strachey (Ed. ve Çev.), The standard edition of the complete psychological works of Sigmund Freud. Hogarth Press. 7, 125-244. (Orijinal eserin yayın tarihi 1905).

Freud, S. (1955). Beyond the pleasure principle. İçinde J. Strachey (Ed. ve Çev.), The standard editin of the complete psychological works of Sigmund Freud. Hogarth Press, 18, 1-64. (Orijinal eserin yayın tarihi 1920).

Freud, S. (1957). The psycho-analytic view of psychogenic disturbance of vision. İçinde J. Strachey (Ed. ve Çev.), The standard edition of the complete psychological works of Sigmund Freud. Hogarth Press, 11, 209-218. (Orijinal eserin yayın tarihi 1910).

Freud, S. (1957). On the universal tendency to debasement in the sphere of love. İçinde J. Strachey (Ed. ve Çev.), The standard edition of the complete psychological works of Sigmund Freud. Hogarth Press, 11, 177-190.  (Orijinal eserin yayın tarihi 1912).

Freud, S. (1957). On narcissism: An introduction. İçinde J. Strachey (Ed. ve Çev.), The standard edition of the complete psychological works of Sigmund Freud. Hogarth Press, 14, 73-103.  (Orijinal eserin yayın tarihi 1914).

Freud, S. (1957). Instincts and their vicissitudes. İçinde J. Strachey (Ed. ve Çev.), The standard edition of the complete psychological works of Sigmund Freud. Hogarth Press, 14, 117-141. (Orijinal eserin yayın tarihi 1915).

Freud, S. (1994). Psikanalize giriş dersleri. (S. Budak, Çev.). Öteki Yayınevi. (Orijinal eserin yayın tarihi 1915-1917)

Freud, S. ve Breuer J. (2013). Histeri üzerine çalışmalar. (E. Kapkın, Çev.).Payel Yayınları. (Orijinal eserin yayın tarihi 1895).

Freud, S. (2014). Rüyaların yorumu. (D. Muradoğlu, Çev.). Say Yayınları. (Orijinal eserin yayın tarihi 1900).

Freud, S. (2015). Musa ve tektanrıcılık. (K. Şipal, Çev.). Say Yayınları. (Orijinal eserin yayın tarihi 1938)

Gabbard, G. O. (2004). Long-term psychodynamic psychotherapy: A basic text. American Psychiatric Pub.

Laplanche, J. & Pontalis, J. B. (1988) The language of psychoanalysis. (D. Nicholson Smith, Çev.). Karnac Books. (Orijinal eserin yayın tarihi 1973).

Ricoeur, P. (2006) Yoruma dair freud ve felsefe. (N. Alpay, Çev.). Metis Yayınları. (1. basım). (Orijinal eserin yayın tarihi 1965).

Quinodoz, J. M. (2016). Freud’u okumak. (B. Kolbay ve Ö. Soysal, Çev.). Bağlam Yayıncılık.

Tükel, R. (2014) Freud okumaları. Bağlam Yayıncılık.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Son yazılar

Orestes ve Oidipus

Andre Green International Review of Psycho-Analysis 2:355-364 (1975)

“Masumiyetin Son Günleri” Romanı Üzerine Psikanalitik Bir Bakış: Var Olmanın Yolu Yıkım Mı?

Yalnızlık alıp karşına kendini,öteki kendilerinle konuşmaktır.Bakışmaktır, öteki kendilerinle;dövüşmektir.Kimi zaman da, öldürmektirİçlerinden sana en çok benzeyeni,benzemiyor diye.Yalnızlık...

Yetki, Beden, İrade, Sistem, Arzu, Arıza ve Koronavirüs

Marx ve Engels'in Komünist Parti Manifestosu'nda (1848) dile getirdiği enternasyonal komünist ideal, şu sözlerle özetlenir: “Dünyanın işçileri...

Lacan Soruyor: “Yorumun Yeri Nedir?”

Lacan, Ecrits içinde bulunan Tedavinin Yönü ve Gücünün İlkeleri adlı makalesinin 2. bölümünde bu soruyu sorar. Bu...

Histerik ve Obsesyonel Nevrozlarda Dürtüsellik ve Saldırganlık

Nevroz kuramına göre cinsel olgunluğun henüz tamamlanmadığı, pregenital dönem içinde meydana gelen erken uyarılmaların bastırılması sonucunda nevrotik...

Aşk

Biz insanlar, varlığımızı sürdürmek için bir diğerine ihtiyaç duyarız. Ötekiyle kurduğumuz ilişkilerde doğar, büyür ve gelişiriz. Birbirimizle...

Otizme Bela Grunberger’in Narsisizm Görüşleri Çerçevesinde Bir Bakış

Otizm, başlangıç olarak Leo Karner tarafından 1943 yılında “Erken Çocukluk Otizmi” olarak tanımlanmıştır. Mahler’e göre doğum gerçekleştiğinde...

“Ne Seninle Ne Sensiz” Romantik İlişkilerde Bağımlılık

Bağımlılık denildiğinde akıllara yalnızca “maddelere olan bağımlılık” gelmektedir; fakat bağımlılık kavramı yalnızca “madde” ile sınırlı değildir.  İnsan,...