Pazartesi, Eylül 14, 2020

İnsanı Anlama Yolculuğunda Mitolojinin Rolü

-

İnsanlar eski zamanlardan beri evreni ve yeryüzünü anlamlandırma ve açıklama gereksinimi duymuşlardır. İnsanların bu anlamlandırma ve açıklama ihtiyacından doğan çabalarının bir ürünü de mitolojidir (Gürel ve Muter, 2007). Mitoloji (mythology) kelimesi, doğaüstü canlılar ve doğanın olağanüstü gücünün harmanlandığı hayali hikâyeler olan “mythos” ile söz ve us anlamlarına gelen “logos’’ kelimelerinin birleşiminden oluşmaktadır. İnsanlığın varoluş serüvenine ışık tutma ve anlatımda basitliği sağlama gibi birçok özelliği sayesinde psikoloji, sosyoloji, tıp, iletişim ve yönetim gibi çeşitli alanda mitolojinin yapı taşlarından olan sembollerden yararlanılmaktadır (Akcan,2019). Kurgusallıktan gerçekliğe uzanan bir yelpazede derinleşen mitler (Sears, 2017), insanlık tarihine ait önemli bilgilerin taşınmasına yardımcı olan evrensel şifrelerdir. Bu evrensel şifreler bize insanın bilinç yolculuğuna dair önemli ipuçları verir. İnsanın doğadan ayrışarak kendiliğini inşa edebilmesi sancılı bir süreci de beraberinde getirmektedir. İnsanlar doğadan ayrışıp kendi benliğine yoğunlaştıkça dış dünya ile aralarındaki mesafe artar ve görüş bulanıklaşır, insan artık dış dünyayı anlamlandırmakta zorlanır. İşte bu noktada mitler önemli bir rol üstlenir. Dış dünya ile iç dünya arasında gidip gelen insanın dünyayı bütünleştirebilme ve anlama sürecinde mitler kolaylık sağlamaktadır (Yavuzer, 2011). Bireylerin ve toplumların duygu, düşünce, algı ve fantezilerinden doğan bu öyküler; insanların iç ve dış gerçekliğe metaforlar yoluyla anlam verme çabalarıdır (Saydam, 2000; akt. Yavuzer, 2011).

Psikoloji bilimi doğmadan evvel insanlar dürtülerini ve yaşamsal dinamiklerini mitler aracılığıyla kanalize etmişlerdir. Mitolojinin insan doğasını anlamayı kolaylaştırıcı rolünden yola çıkarak “ilkel psikoloji” ya da “arke psikolojisi” olarak değerlendirilebileceğini savunanlar vardır. Psikoloji bir bilim dalı olarak tanındıktan sonra mitler ilgi alanı hâline gelmiştir. Kuramcılar, mitlere bilimsellik çerçevesi içinde farklı yorumlar getirmişlerdir. Modern psikolojinin kurucusu sayılan Wundt (1910)’a göre mitoloji insan psikolojisinin izlerini taşımaktadır (Akcan, 2019). Freud; mitlerin, insanların geçmişten bu yana şekillenen kolektif rüyalarının bir ürünü olduğunu öne sürmüştür (Bilgin, 2003; akt. Gürel ve Muter, 2007). Jung ise mitleri sahip olduğu evrensel, kolektif ve estetik boyutları ile ele almış ve mitlerin rüyalar ile söylencelerden doğduğunu söylemiştir (Bilgin, 2003; akt. Gürel ve Muter, 2007). Jung’a göre mitler, kolektif bilinç dışının arketiplerini oluşturan beşerî ögeler olmalarına karşın insanda korkudan arzuya uzanan ambivalan duygulanıma neden olmaktadır (Bilgin, 2003; akt. Gürel ve Muter, 2007). Adler’in bireysel psikoloji kuramına göre mitlerdeki semboller ve anlatılar rüyalara benzemektedir ve tıpkı rüyalar gibi belirli bir kültürel ve tarihsel birikim bağlamında analiz edilip yorumlanabilir (Akcan, 2019). Hillman, psikolojinin de bir nevi mitoloji olduğunu öne sürmektedir. Ona göre Jung’un tanımladığı bilinç ve bilinç dışını kapsayan kişiliğin yani psikenin dayanağı mitlerdir (akt. Gürel ve Mutel, 2007). Ayrıca Hillman (1973), mitolojiyi antik zamanların psikolojisi, psikolojiyi ise modern zaman mitolojisi olarak ele almıştır (akt. Akcan, 2019). Otto Rank (2016) ise mitolojinin, psikoloji bilimine katkı sağlayan ve insan ruhsallığını anlamaya yardımcı olan bir hazine olduğunu belirtmekle beraber, insan geçmişinin derinliklerine inen bir tarafı olduğunu da vurgulamaktadır (akt. Akcan, 2019).

Mitolojinin köklerinin bilinç dışına kadar uzandığı düşüncesi psikoloji biliminde kabul gördükçe literatürde mitolojik unsurlara rastlanmaya başlamıştır. Bu bağlamda “ödipus ve elektra karmaşası”, “aşil sendromu”, “adonis kompleksi ve fobi” gibi bazı psikoloji terimlerinin isimlerini mitsel ögelerden almış olması, psikoloji camiasının insanlığın geçmiş deneyimlerine ve söylencelerine değer verdiğini göstermektedir (Akcan, 2019). İnsan yaratımı olan mitler ve onlara ait sembollerin, insanların düşünce sistemleri ve yaşayış tarzlarının izlerini taşıdığı söylenmektedir. Geçmişten günümüze insanlar; arzuları, düşleri ve hayalleri doğrultusunda bir şeyler yaratarak ve üreterek doyum sağlamaktadırlar. Mitler de insanların bilinç dışı veya bilinçte yer alan arzu ve isteklerinin doyurulmasını sağlayan bir kanal olarak binlerce yıldır anlatılagelmektedir. Wundt, Freud, Jung, Adler ve Hillman gibi önemli kuramcılar da mitsel ögelerin kökenindeki bilinçdışının izlerini fark etmiş ve bu izlerin peşinden giderek insan psikolojisine dair çıkarımlarda bulunmuşlardır. Günümüzde de insanlığın ortak düşüncelerini, duygularını ve eğilimlerini görebildiğimiz mitler; insanı anlama yolculuğunda eşsiz bir kaynak olmaya devam etmektedir.

Kaynakça:

Akcan, G. (2019). Psikoloji Çerçevesinde Mitoloji Olgusunun İncelenmesi. Gümüş, İ. (Ed), Mitoloji Araştırmaları içinde (47-71 ss). İstanbul: Hiperlink Yayınları.

Gürel E. ve Muter, C. (2007). Psikomitolojik Terimler: Psikoloji Literatüründe Mitolojinin Kullanılması. Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 07(1), 537-569. Erişim adresi: https://earsiv.anadolu.edu.tr/xmlui/handle/11421/408

Sears, K. (2017). Mitoloji 101: Eski Yunan ve Roma Mitolojisi Hakkında Bilmeniz Gereken Her Şey. (Çev. E. Duru). İstanbul: Say Yayınları. (Orijinal yayın tarihi, 2014).

Yavuzer, N. (2011). “Perseus” Kahramanlık Mitinin Arketipsel Sembollerle İncelenmesi. İstanbul Ticaret Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 10(19), 193-205. Erişim adresi: http://acikerisim.ticaret.edu.tr/xmlui/handle/11467/598

1 Yorum

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Son yazılar

Orestes ve Oidipus

Andre Green International Review of Psycho-Analysis 2:355-364 (1975)

“Masumiyetin Son Günleri” Romanı Üzerine Psikanalitik Bir Bakış: Var Olmanın Yolu Yıkım Mı?

Yalnızlık alıp karşına kendini,öteki kendilerinle konuşmaktır.Bakışmaktır, öteki kendilerinle;dövüşmektir.Kimi zaman da, öldürmektirİçlerinden sana en çok benzeyeni,benzemiyor diye.Yalnızlık...

Yetki, Beden, İrade, Sistem, Arzu, Arıza ve Koronavirüs

Marx ve Engels'in Komünist Parti Manifestosu'nda (1848) dile getirdiği enternasyonal komünist ideal, şu sözlerle özetlenir: “Dünyanın işçileri...

Lacan Soruyor: “Yorumun Yeri Nedir?”

Lacan, Ecrits içinde bulunan Tedavinin Yönü ve Gücünün İlkeleri adlı makalesinin 2. bölümünde bu soruyu sorar. Bu...

Histerik ve Obsesyonel Nevrozlarda Dürtüsellik ve Saldırganlık

Nevroz kuramına göre cinsel olgunluğun henüz tamamlanmadığı, pregenital dönem içinde meydana gelen erken uyarılmaların bastırılması sonucunda nevrotik...

Aşk

Biz insanlar, varlığımızı sürdürmek için bir diğerine ihtiyaç duyarız. Ötekiyle kurduğumuz ilişkilerde doğar, büyür ve gelişiriz. Birbirimizle...

Otizme Bela Grunberger’in Narsisizm Görüşleri Çerçevesinde Bir Bakış

Otizm, başlangıç olarak Leo Karner tarafından 1943 yılında “Erken Çocukluk Otizmi” olarak tanımlanmıştır. Mahler’e göre doğum gerçekleştiğinde...

“Ne Seninle Ne Sensiz” Romantik İlişkilerde Bağımlılık

Bağımlılık denildiğinde akıllara yalnızca “maddelere olan bağımlılık” gelmektedir; fakat bağımlılık kavramı yalnızca “madde” ile sınırlı değildir.  İnsan,...