Pazartesi, Eylül 14, 2020

Yetki, Beden, İrade, Sistem, Arzu, Arıza ve Koronavirüs

-

Marx ve Engels’in Komünist Parti Manifestosu‘nda (1848) dile getirdiği enternasyonal komünist ideal, şu sözlerle özetlenir: “Dünyanın işçileri birleşin! Kazanacağınız bir dünya var!” (“Workers of the world unite! You have a world to win!”) Avustralyalı düşünür McKenzie Wark (2015) bu bilindik sloganı bozundurarak farklı bir slogan elde eder: “Dünyanın işleyişleri bozunun! Dünyalandıracağınız bir kazanım var!” (“Workings of the world untie! You have a win to world!”). Kazanımları dünyalandırabilmek için dünyadaki işleyişlerin öznel-nesnel yapısına ifade verebilmemiz gerekir. Bu yazıdaki savım şöyle: Öznellik-nesnellik iki sürece dayanır: yetkilenme ile bedenlenme. Yetkilenmenin zemini iradedir. Bedenlenmenin zemini sistemdir (Fidaner, 2020, 8 Temmuz).

Lacan’ın “ayna evresi” kavramıyla başlayalım. Dylan Evans (2002) ayna evresini şöyle tarif eder:

“Ayna evresi, Ego’nun, yanlış anlamanın (méconnaissance) ürünü olduğunu, öznenin kendisinden yabancılaştığı bir alan olduğunu gösterir. Öznenin imgesel düzene girişini temsil eder. Gerçi ayna evresinin önemli bir simgesel boyutu da vardır. Simgesel düzen, küçük çocuğu taşıyan ya da destekleyen yetişkin figüründe mevcuttur. Özne, sevinçle kendi imgesini üstlenmesinin hemen ardından, büyük Öteki’yi temsil eden yetişkine doğru başını çevirir, ve adeta onun bu imgeyi onaylamasını ister (Lacan, 1962).”

Buna göre ayna evresinin iki yanı vardır: Küçük çocuğun aynaya yansıyan beden imgesi ayna evresinin imgesel yanıdır, özdeşleşme için yetişkinin onayını alması ise simgesel yanıdır. Ben bu iki yana sırasıyla “bedenlenme” ile “yetkilenme” diyorum. Yetki ile bedenin birbirine karıştırılması, fetişleşme ve yabancılaşmayı getirir. Bu durumdan çıkış, ancak yetki ile bedenin ayrık zeminlerinin tanınması ile mümkün olur: Ayna evresinde, yetkilenmenin zemini çocuğun özdeşleşmesini onaylayan yetişkinin iradesidir, bedenlenmenin zemini ise çocuğun görüntüsünü yansıtan ayna sistemidir (Fidaner, 2020, 20 Mayıs).

Aynı iki bağlantılı süreci Ödipal gelişim aşamalarında da bulabiliriz. Verhaeghe (2008) Ödipal gelişim hikâyesini “birinci Öteki” ve “ikinci Öteki” rolleri üzerinden anlatır, geleneksel olarak bu iki rolü sırasıyla anne ve baba oynar. Verhaeghe’nin anlattığı hikâyede birinci Öteki (anne) çocuğun bedenlenmesine yardım eder, ikinci Öteki (baba) çocuğun yetkilenmesine yardım eder. Ödipal gelişimde yine fetişleşmeden çıkış, yetki ile bedenin ayrık zeminlerinin tanınmasını gerektirir: Yetkilenmenin zemini, birinci Öteki’nin (annenin) duyduğu eksiklik ve onun ikinci Öteki’ye (babaya) yönelen arzu ve iradesidir. Bedenlenmenin zemini ise çocuğun dahil edileceği toplumsal sistemdir (Fidaner, 2020, 3 Haziran).

İrade-sistem ilişkisi, yetkilenme ile bedenlenmeyi birbirine bağlar, bu iki süreç arasındaki bağlamı oluşturur. Bu ilişkiyi örnekleyelim: Ayna evresi örneğinde, çocuğun kendi aksi ile özdeşleşmesine onay veren yetişkin bireyin iradesi, aynı zamanda çocuğun yansımasının mecrası olan ayna sisteminin de onaylanmasıdır. Ödipal gelişim örneğinde, annenin çocuğu babanın fallusuna yönelten iradesi, aynı zamanda çocuğun kapitalist sisteme dahil edilmesine de yol açar. İrade-sistem Möbius şeridi gibidir: İradenin “öbür yüzü” sistemdir.

Öte yandan irade-sistem ikilisi kendi içinde semptom yoluyla birbirine bağlanır. Semptom, arzu-arızadır: Bilinçli iradeyi bozarak beliren bilinçdışı arzular ile sistemi bozarak beliren kazai arızalar arasındaki bağlantıdır. Bu bağlantıyı örnekleyelim. Ayna evresi örneğinde ayna sistemini bozan arıza, aynanın kırılmasıdır. Kırık ayna, özdeşleşme arzusu ile bilinçdışı bağlantısı yüzünden batıl inançlara konu olmuştur, kırık aynanın kötü şans getirdiğine inanılmıştır. Ödipal gelişim örneğinde, annenin babayla ilgili arzusundaki gelgitler, kapitalist sistemi aksatan arızalarla bağlantılıdır. Dolayısıyla irade-sistemin “alt yüzü” arzu-arızadır. Arzu-arıza olarak semptom, öznellik-nesnellik bağlantısıdır (Fidaner, 2020, 5 Mart).

Şimdi, gelin güncel bir konuyu ele alarak yukarıda kurduğumuz kavramsal çerçeveyi bir uygulamayla test edelim. İnsanlığı saran küresel Covid-19 salgını, mevcut uygarlıkların akışını etkilemiştir. Küresel salgının merkezinde, kendini kopyalayan bir biyolojik sistem olan yeni koronavirüs bulunur. Yeni koronavirüs, bir grup insana bulaşmış ve onların bedenlerini “hasta” olarak işaretlemiştir. Fakat daha önemlisi, aynı kopyalama sistemi, fiilen bulaşmadığı insanlara da bir ihtimal olarak “bulaşmış” ve böylece yeryüzündeki tüm insan bedenlerini “hastalanabilir ve bulaştırabilir” olarak işaretlemiştir.

Toplumsal “doğallık” insanların bedenlerine giydikleri yetkilerle kurulur, yani yetki-beden komplekslerine dayanır. Yetkilerin doğallaştırılmasının en bariz örneği, resmî üniformalardır. Gündelik giyim ise görüşme, konuşma, ilişkilenme gibi daha serbest yetkilerin doğallaştırıldığı bir alandır. Tüm insan bedenlerinin koronavirüs ihtimaliyle işaretlenmesi, yetki-beden komplekslerinin oluşturduğu bu toplumsal doğallığı sekteye uğratmıştır. Fakat toplumsal doğallığın sekteye uğraması aynı zamanda fetişleşme ve yabancılaşmanın da sekteye uğraması demektir. Koronavirüs vesilesiyle insanlar yetki-beden komplekslerini yetki ile beden olarak ayrıştırmak zorunda kalmışlardır. Böylece yetkinin zemini olan irade ile bedenin zemini olan sistem ayrı ayrı dikkat çekmiştir. Koronavirüs ihtimali ile sınanarak dikkat çeken irade, insanların yakın ilişkiler kurma ve sürdürme iradesidir. İnsanlar başkalarıyla ne kadar yakınlaşmak istediklerine salgın öncesine göre çok daha fazla dikkat etmektedir. Küresel salgın imtihanından geçerek dikkat çeken sistem ise kişisel, ailevi, kurumsal ilişkilerin oluşturduğu kapitalist sistemin tamamıdır (Fidaner, 2020, 28 Mart).

Slavoj Žižek (2020), küresel Covid-19 salgınını, kapitalizme vurulmuş öldürücü bir darbe olarak tarif etmişti. Kapitalizmin irade-sistemini sınayan küresel Covid-19 salgınını bir semptom olarak ele almak istiyorsak kapitalizmin altında yatan arzu-arıza boyutuna dikkat çekmemiz gerekir; bu aslında işin siyasal boyutudur. Bir yandan, insanların birbirleriyle ilişkilenme iradesi, bilinçdışı arzularla bölünmüştür. Psikanaliz, özneyi belirleyen cinsel ve saldırgan arzu ve dürtülere dikkat çeker. Öte yandan, insanların oluşturduğu sistemler, arızalarla malüldür. Kusursuz bir sistem yoktur, her sistem çeşitli krizlerden geçer, ya bunları atlatır ya da devrilerek yerini başka bir sisteme bırakır. Geçtiğimiz yüzyıla damgasını vuran Marksizm açısından, arzu-arıza bağlantısı olarak semptomun belki de en güçlü ifadesi, işçi sınıfının kolektif iradesini ortaya koyarak sistemsel alternatife işaret ettiği “genel grev” eylemleriydi. Kapitalizmin ekonomik krizlerinin siyasallaştırılması, arzu-arıza bağlantısı olarak Marksist semptomun yakalanması ile mümkün olmuştu. 21’inci yüzyılda hem sistemler hem de iradeler şekil değiştirmiş olduğu için eski siyasal biçimler sonuç alıcı olamamaktadır. Örneğimize dönersek küresel salgın krizi; fetişleri düşürmüş, insanları yetkisiz ve “çıplak” bırakmıştır. Her insan için kendi bedeni, onun kendisine ait bir kazanımıdır. Bu kazanımların dünyalandırılması ise insanların birbirlerini yeniden yetkilendirmesinden geçer.

Kaynakça:

Evans, D. (2002). An introductory dictionary of Lacanian psychoanalysis. Routledge.

Fidaner, I. B. (2020). Arzu ile Arıza. Yersiz Şeyler. Erişim tarihi: 5 Mart 2020. https://yersizseyler.wordpress.com/2020/03/05/arzu-ile-ariza-isik-baris-fidaner/

Fidaner, I. B.(2020). Koronavirüs Krizi. Yersiz Şeyler. Erişim tarihi: 28 Mart 2020. https://yersizseyler.wordpress.com/2020/03/28/koronavirus-krizi-isik-baris-fidaner/

Fidaner, I. B. (2020). Ayna Evresi ve Sosyal Medya: Yetkilenme ile Bedenlenme. Yersiz Şeyler. Erişim tarihi: 20 Mayıs 2020. https://yersizseyler.wordpress.com/2020/05/20/ayna-evresi-ve-sosyal-medya-yetkilenme-ile-bedenlenme-isik-baris-fidaner/

Fidaner, I. B. (2020). Soyut Fallus Fetişinin Ötesi. Yersiz Şeyler. Erişim tarihi: 3 Haziran 2020. https://yersizseyler.wordpress.com/2020/06/03/soyut-fallus-fetisinin-otesi-isik-baris-fidaner/

Fidaner, I. B. (2020). Sadece bedenlenmeler ve yetkilenmeler vardır. Yersiz Şeyler. Erişim tarihi: 8 Temmuz 2020. https://yersizseyler.wordpress.com/2020/07/08/sadece-bedenlenmeler-ve-yetkilenmeler-vardir-isik-baris-fidaner/

Marx, K., & Engels, F. (1848). Manifest der Kommunistischen Partei.

Verhaeghe, P. (2008). On being normal and other disorders: A manual for clinical psychodiagnostics. Karnac Books.

Wark, M. (2015). Molecular red: Theory for the Anthropocene. Verso Books.

Žižek, S. (2020). Koronavirüsü, Kapitalizme ‘Kill bill-vari’ Bir Darbedir, Komünizmin Yeniden İcat Edilmesine Yol Açabilir. Terrabayt. Erişim tarihi: 28 Şubat 2020. https://terrabayt.com/manset/zizek-koronavirusu-kapitalizme-kill-bill-vari-bir-darbedir-komunizmin-yeniden-icat-edilmesine-yol-acabilir/

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Son yazılar

Orestes ve Oidipus

Andre Green International Review of Psycho-Analysis 2:355-364 (1975)

“Masumiyetin Son Günleri” Romanı Üzerine Psikanalitik Bir Bakış: Var Olmanın Yolu Yıkım Mı?

Yalnızlık alıp karşına kendini,öteki kendilerinle konuşmaktır.Bakışmaktır, öteki kendilerinle;dövüşmektir.Kimi zaman da, öldürmektirİçlerinden sana en çok benzeyeni,benzemiyor diye.Yalnızlık...

Yetki, Beden, İrade, Sistem, Arzu, Arıza ve Koronavirüs

Marx ve Engels'in Komünist Parti Manifestosu'nda (1848) dile getirdiği enternasyonal komünist ideal, şu sözlerle özetlenir: “Dünyanın işçileri...

Lacan Soruyor: “Yorumun Yeri Nedir?”

Lacan, Ecrits içinde bulunan Tedavinin Yönü ve Gücünün İlkeleri adlı makalesinin 2. bölümünde bu soruyu sorar. Bu...

Histerik ve Obsesyonel Nevrozlarda Dürtüsellik ve Saldırganlık

Nevroz kuramına göre cinsel olgunluğun henüz tamamlanmadığı, pregenital dönem içinde meydana gelen erken uyarılmaların bastırılması sonucunda nevrotik...

Aşk

Biz insanlar, varlığımızı sürdürmek için bir diğerine ihtiyaç duyarız. Ötekiyle kurduğumuz ilişkilerde doğar, büyür ve gelişiriz. Birbirimizle...

Otizme Bela Grunberger’in Narsisizm Görüşleri Çerçevesinde Bir Bakış

Otizm, başlangıç olarak Leo Karner tarafından 1943 yılında “Erken Çocukluk Otizmi” olarak tanımlanmıştır. Mahler’e göre doğum gerçekleştiğinde...

“Ne Seninle Ne Sensiz” Romantik İlişkilerde Bağımlılık

Bağımlılık denildiğinde akıllara yalnızca “maddelere olan bağımlılık” gelmektedir; fakat bağımlılık kavramı yalnızca “madde” ile sınırlı değildir.  İnsan,...